DOLAR

40,2607$% 0.13

EURO

46,7252% 0.08

GRAM ALTIN

4.320,96%0,56

ÇEYREK ALTIN

7.017,00%0,27

TAM ALTIN

27.981,00%0,27

a

Hüseyin Acarlar’dan DİBACE/391: İhtiyaç Duyulan İdeoloji Değil, Karakterdir

Hüseyin Acarlar, “Ordan Burdan Modernite” yazısında, siyasi ve dini söylemlerin boşluğunu, modern çağın sınıf farklarını ve tüketim kültürünün neden olduğu büyük kayıpları sert bir dille masaya yatırıyor.

Hüseyin Acarlar“İhtiyaç duyulan ideoloji değil, karakterdir” diyen yazar; yuva kokusunun, komşunun ve huzurun yerine Çin malı imitasyonların geçtiği bir dünyada, sadece ‘gör ve geç’ vahşiliğinde yaşamaya mahkûm edilen modern insanın trajedisini gözler önüne seriyor.

DİBACE/ 391

-Ordan Burdan Modernite-

Bürokrat ve politik sınıfta parası pul, karısı dul, kendisi ALLAH hariç herkese kul ama sorsan ideoloji, ama sorsan kutsal dava , ama sorsan emeğin yılmaz savunucusu, ama sorsan mesele vatan gerisi teferruat…

Budur bütün düşünce aksiyon hayatımıza yön veren gaydırı guppak kutsallar terranesi.

Esasta hayatta olan şudur;

Üst sınıf yaşar, orta sınıf şikâyet eder, alt

sınıf ise şükreder.

Üst sınıf paraya, orta sınf lidere, alt sınıf da bilmediği dine tapar.

Üst sınıf mutluluğu arar, orta sınıf her an mutlu olabileceğini düşünür, alt sınıf , kendinden başka herkesi mutlu sanır. Demokrasi cennet dedikleri üç beş sülük, üç beş huriyle norm kılıfıyla işte bu…

İdeoloji dediğin ne ki? Dün öyleydi bugün böyle kimbilir yarın ne ola? Yak kaçak bir ciğara savur küllerini ideoloji dediğin bundan ibaretti… Başkasının sözleriyle caka satıyorsun modern dünyada . Başkasının doğrusu değil senin kendi yanlışın değerliydi bu toprakta. Yeter ki sen sen ola ödünç fikirlerle yaklaşma. İhtiyaç duyulan ideoloji değil karakterdir.

Mensubu olduğun cemaatin, tarikatın sana cennet vad ediyorya oysaki o papazın sattığı cennetten ucuz değil ! .

Cennet dediğin ötelerden kendinle bulabilecegin güzellikti.

Başkasının çirkinliğini anlatarak filozof odugunu düsündürten sana modernizm.

Güzel olan senin yapıp ettiklerindir. İnsanlığa güzelliğin lazım,

O güzelliği kaybettin….Modern dünya fena çaptı.

Hayat tauni kurşunlarla heba oldu, oluyor. Ksybettin, kaybettik, her gün birşeyler kaybediyorsun, kaybediyoruz . Hayatı kaybetmek,

Ölmek anlaşılldı modern çağda öyle değildi ki!

Yaşadığın evini kaybediyorsun orda hükümran değilsin cünkü. huzurun öldü. Balkondaki çiçegini, havuzlu çarşıyı, sahili, caddelerimizi,giydiğin terliğini, mutfak masasında hep oturduğun sandalyeni, pilav tencereni, kahve fincanını, çay bardağını televizyonun karşısındaki koltuğunu, kapısını açtığında buram buram ailen kokan yuvanı, dostunu, manavını…

Trafikte denk geldiğin tanıdık plaka, çarşıda pazarda denk geldiğin komşun yok veya yerlerine Çin malı emitasyonlar var. Ölmüşsün ağlıyanın yok…

Modern donemdeyiz ve biz bembeyaz bir gecede uyuyup simsiyah bir sabaha uyandık.

Geçmişimiz yerle bir oldu, geleceğimiz ise meçhul.

Haftalık aylık yıllık planlarımız var oysa bir saat sonra ne olacak bilmiyoruz.

Çoğumuzun hayalleri yok. Ve hayatı sadece sabahtan akşama kadar iş peşinde koşup ömrü bu uğurda harap etmek olarak kodlamışız.

Vızır vızır arabalar, asfalt boyu dizili otobüslerde tıkış tıkış insanlar…

Yıllardır tırnaklarımızla yaptığımızı sandıklarımız bizi yönetiyor. Önce helvadan put yapıp sonra onun uğruna canımızı feda ediyoruz. Ev için araba için tarla takım için herşeyi verip sonra onları korumak için can alıp can veriyoruz.

Bizim evlerimiz gibi bedenimiz ayakta ama içimizde ne varsa paramparça.

Hepimiz bir yerlere sığındık günü geçirmeye çalışıyoruz.

Ne de çok nutuk satıyoruz !

Modern insanın okumuşu, resim üzerinden veya hareket ve aksiyon sadizmi zevkinde video üzerinden “gör ve paylaş ve geç” vahşiliğinde temerküz ediyor.

Kendini çok bilgin gören modern dünya insanı, insanlar arasında dil ile kurulan duymaya ve akletmeye dayalı bağın yerine, üzerimizde taşıdığımız giysilerden tutunda, elimizdeki anahtar, cep telefonu gibi sembollerden, mimiklerden, yapılan hareket ve takınılan tavırlardan, duruşlardan makam ve statülerdem ibaret…

Beden dilinden yola çıkarak kurguladığımız başka ve insani değerlerden uzak bir iletişim yöntemiyle hakikati gördüğümüxüdüşünüyoruz. Ne de çok şey biliyoruz ve de ne de çok yanılıyoruz.

Reklamlar yönetiyor zihinleri. beden dilinin reklamlar yoluyla pazarlanması, gerek insanın sömürü düzeninin bir parçası haline gelmesini gerekse de kendi bedeninin teşhir edilmesi sonucunu doğurmadı mı? Onu cinsel bir meta haline dönüştürmedi mi?

Modern dönemdem geçiyoruz. Ne de akıllı geçiniyoruz.

Çocuk, yaşamaya dair geleceği olandır. Genç, anı yaşayan, geleceğe dair hayalleri olandır. Yaşlı ise geçmişi olan; görmüş, işitmiş dolayısıyla sözü olandır.

Çocuk düşmeyi ve kalkmayı deneme yanılma yoluyla öğrenir.

Yaşlı olan deneme yanılma yoluyla öğrenmeden korkacak kadar muhafazakârdır. Bilişsel öğrenme üst düzeydedir.

Genç olan, radikal ve tutucudur-iş ve kişisel eşya-. Görmeye meyyal-telefon tv internet gibi-, işitmeye duyarsızdır. Geçmişe değil geleceğe bakar.

Yaşlı bilir, genç yapabilir. Çocuk ne bilir ne de yapabilir.

Modern dünya teknoloji ile bunu tersten işletti Modern dünyada geçmiş kötüdür, gelecekse ana ve göze hapsedilir. Göz dışarıyı iyi görür. Ama kendi içini göremediği için çürümeye yüz tutar.

Modern dünya, geçmişin tecrübesini yok saydı. Genç, geçmiş insanların çok şey bilmediğini düşündü. geçmişle bağı koptu ve sadece geleceğe odaklandı. Anı ıskalıyor.

Yaşlı ise gence bu kopukluğu anlatacak ve giderecek dili kaybetmiştir.

Şeker gibi görünenler Şekeri sözle süsleyenler ve de gördüğü suda eriyen şeker hayatlar. Şeker günler için hayata yeni format atmak lazım.

30.09.2025

Hüseyin Acarlar

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Hüseyin Acarlar’dan Üslup Denemesi: Reis-i Cumhur’un BM Konuşması, Bir Tuhfe-i Tazim

HIZLI YORUM YAP