DOLAR

40,2607$% 0.13

EURO

46,7252% 0.08

GRAM ALTIN

4.320,96%0,56

ÇEYREK ALTIN

7.017,00%0,27

TAM ALTIN

27.981,00%0,27

a

Mehmet Sebih Altun’dan Bir Memleket Güzellemesi: “Bismil Bir Ruhtur”

Mehmet Sebih Altun, Bismil’in kadim topraklarından Dicle’nin serin sularına, nasırlı ellerden çocukların parlayan gözlerine uzanan derin bir “memleket sevdasını” kaleme aldı. Bismil’i sadece bir coğrafya değil; birliğin, emeğin ve sarsılmaz bir kardeşliğin sembolü olarak tanımlayan Altun, kadınların sabrından gençlerin inancına kadar şehrin tüm renklerini edebi bir dille satırlara döktü.

Mehmet Sebih AltunTOPRAĞIN KALBİ; BİSMİL

Bismil…

Dicle’nin suyu gibi akar içimden adı.

Ne zaman rüzgâr Diyarbakır ovasından geçse,

bir selam taşır bana, toprağın altından, halkın alın terinden.

Ben o selamı duyarım.

Çünkü bu toprakta her sesin bir hatırası vardır,

her taşın altında bir dua,

her çocuğun gözünde bir umut yeşerir.

Bismil, sen sadece bir şehir değilsin;

sen yüreklerin birleştiği, ellerin nasırla kardeş olduğu bir memleketin adısın.

Burada sabahlar, ekmek gibi pay edilir,

akşamlar çayla, dostlukla tamamlanır.

Ve ben, Mehmet Sebih Altun,

bu toprakta büyüyen bir sözün evladıyım.

Sözüm bu halkın sesidir,

dilim bu toprağın rengidir.

Geceleri yıldızlara değil, insanların gözlerine bakarım;

çünkü ışık oradadır — Bismil’in yanan kalbinde.

Birlik…

Bu kelime Bismil’de başka söylenir.

Birlik demek; aynı sofrada oturmak,

aynı acıya göğüs germek,

birinin derdini kendi canı bilmek demektir.

Bu şehirde kimse yalnız değildir.

Bir çocuk düşse, bütün mahalle koşar.

Bir ocak tütse, dumanı herkese nasip olur.

İşte bu yüzden derim:

Bismil, sen yoksulluğun değil, yüreğin zenginliğisin.

Bismil’in sabahı erkenden doğar.

Güneş, önce kadınların ellerine dokunur.

O ellerde un, toprak, çocuk, hayat vardır.

O eller, sessizce dua eder,

tarlaya gitmeden önce toprağı selamlar,

çünkü bilirler:

toprakla konuşan, rızkıyla buluşur.

Kadınlar, sabırla dokur hayatı.

Bir mendile işledikleri nakışta bile hikâye vardır;

bir yüreğin susmuş sesi, bir annenin bekleyen gözü…

Onlar Bismil’in omzudur —

omuz çökerse, şehir susar.

Ve gençler…

Ey Bismil’in gençleri!

Siz rüzgârın önünde eğilmeyen başlarsınız.

Yorgun ama kararlı, sessiz ama inançlı…

Bir avuç toprakla bir dünya kurmayı bilirsiniz.

Emeğiniz alın teriyle değil, yürek teriyle yoğrulmuştur.

Siz bu toprağın devamısınız.

Birliğin ateşi sizde yanar,

umudun tohumu sizde filizlenir.

Yıkılmış bir duvarı görseniz,

taşını değil, hikâyesini kaldırırsınız.

Bismil’in gençleri,

birlikte yürüdüğünüzde,

yeryüzü bile diz çöker karşınızda.

Çünkü sizde hem geçmişin duası,

hem geleceğin ışığı vardır.

Ve kadınlarınız, analarınız, bacılarınız —

onların gözyaşı dua,

gülüşü berekettir.

Bir ekmeği ikiye bölerler,

ama sevgiyi sonsuza bölüp herkese pay ederler.

Bismil, senin halkın yorulmaz;

sadece biraz susar,

çünkü sabrın sesi bazen sessizliktir.

Dicle…

Bir nehir değil sadece,

bir dua gibi akar Bismil’in kalbinden.

Kimi zaman coşkun, kimi zaman hüzünlü,

ama her zaman ana gibi kucaklayıcı.

Dicle’nin kenarında bir çocuk taş atar suya,

su halkalanır,

tıpkı insanın kalbinde büyüyen umut gibi…

O halkalar yayılır, köylere, dağlara, yüreklere…

Bir taşla başlayan o dalga,

aslında birliğin sesidir.

Toprak konuşur burada,

ama kimse kelime aramaz;

çünkü herkes toprağın dilini bilir.

Bir çiftçi, sabanı sürerken dua eder;

o dua sadece rızka değil, barışa da gider.

Kardeşlik, tarlada başlar bu toprakta.

Yan yana dizilmiş başaklar gibiyiz;

birimizin boyu biraz uzun, birimizin kısa —

ama hepimiz aynı rüzgârda eğiliriz.

İşte birliğin sırrı da budur:

birlikte eğilmek, birlikte doğrulmak.

Köy yollarında akşam olurken,

her evin bacasından yükselen duman,

birlikte yaşamanın sembolüdür.

Kimsenin dumanı göğe yalnız çıkmaz;

çünkü her ocakta, bir diğerinin duası pişer.

Bismil’in taşında bile sıcaklık vardır.

Yürüdüğün her adım, geçmişin izini taşır.

Bu toprak, nice kavganın, nice umudun şahididir.

Ama her sabah yeniden dirilir;

çünkü halkı, inancını hiç yitirmez.

Ey Bismil,

senin kaderin toprağa yazılmıştır,

ama alın terinle yeniden okunur her gün.

Senin halkın, tarihin değil, yarının yazarıdır.

Bir sabah düşün Bismil’de…

Güneş yeni doğmuş,

okul yolunda ayakkabısı çamura bulanmış bir çocuk gülümsüyor.

O gülüş, geleceğin habercisidir.

Çünkü bir çocuğun gülüşüyle başlar bir halkın dirilişi.

Bismil’in çocukları,

ellerinde kalem değil, bazen umut taşır.

Ama bilirler:

Bir gün o kalem, toprağı değil, tarihi yazacak.

Eğitim burada bir ışık gibidir;

her köyde, her evde, yavaş yavaş yanar.

Bir anne okuma bilmez ama çocuğuna dua eder:

“Sen oku, oğlum…

Sen yaz, kızım…

Biz susalım, sen konuş halkın adına.”

İşte o dua, kalemden önce doğar.

Ve o dua, Mehmet Sebih Altun’un dilinde yankı bulur:

“Okuyan bir Bismil, güçlü bir Bismil’dir.”

Çünkü bilgi, sadece öğrenmek değildir;

bir milleti ayağa kaldıran inançtır.

Bir öğretmenin sesi, bir dağın yankısı kadar güçlüdür bu toprakta.

Bir kız çocuğunun kalemi,

yüz yıllık sessizliği bile deler geçer.

Ve çocuklar büyür,

ama içlerindeki Dicle hiç susmaz.

Her biri bir nehir olur akar bu memleketin damarlarına.

Birisi doktor olur, birisi mühendis,

ama hepsi bilir:

Nereye giderlerse gitsinler,

kökenleri Bismil’in toprağına bağlıdır.

Bismil’in halkı, çocuklarına bakarken sadece bir yüz değil,

kendi geleceğini görür.

Ve der ki:

“Bizim yoksulluğumuz geçicidir,

ama birliğimiz ebedidir.

Bismil’in sokakları sessiz görünür bazen,

ama her taşında bir hikâye,

her gölgesinde bir yürek çarpıntısı vardır.

Bu toprak, sadece yürüdüğümüz yer değildir —

üzerinde geçmişin nefesi dolaşır,

atalarımızın alın teri hâlâ ıslaktır bu toprakta.

Bir zamanlar harman yerlerinde türküler söylenirdi,

her söz bir dua gibi göğe yükselirdi.

O türküler hâlâ rüzgârda dolaşır,

her sabah tarlaya gidenin kulağına fısıldar:

“Birlikteyken güçsünüz,

ayrıldığınızda rüzgâr bile sizi bulamaz.”

Evet, Bismil’in halkı bilir bunu.

Çünkü birlikte yürümeyi, birlikte ağlamayı, birlikte ayağa kalkmayı öğrenmiştir.

Zorluk, bu halkın düşmanı değil, hocasıdır.

Her sıkıntıdan bir ders,

her yıkımdan bir diriliş doğmuştur.

Bir zamanlar,

çocuklar kerpiç evlerin önünde top oynardı,

anneler avluda ekmek yoğurur,

babalar Dicle kıyısında hayata bakardı.

Ve herkes, herkes için dua ederdi.

İşte o dua zinciri, hâlâ kırılmadı.

Bugün de aynı dua sürüyor:

Birliğin, beraberliğin, kardeşliğin duası.

Çünkü Bismil’in asıl gücü,

silahında, parasında, şöhretinde değil —

insanının kalbinde.

Ben derim ki:

Eğer bir milletin kalbi varsa, o millet ölmez.

Ve Bismil’in kalbi atıyor hâlâ;

bazen bir öğretmenin sesinde,

bazen bir çiftçinin nasırında,

bazen de bir çocuğun “Ben büyüyünce bu memleket için çalışacağım” sözünde.

Ey Bismil’in insanı,

senin kaderin başkalarının kaleminde değil —

senin elindedir.

Bir olursan, dünya sana dar gelir;

ayrılırsan, bir sokak bile büyük olur.

Bir şehir, geleceğini sadece binalarla değil,

insanının vicdanıyla kurar.

Ve Bismil’in vicdanı, yüzyıllardır diri kalmıştır.

Yoksulluğa rağmen cömert,

yorgunluğa rağmen umutlu,

sessizliğe rağmen gürdür bu yürek.

Artık vakit, geçmişi anmak değil,

geleceği inşa etme vaktidir.

Her çocuk, bir tohumdur;

her kadın, bir emek;

her yaşlı, bir dua.

Bu halkın ellerinde, yarınlar yoğruluyor.

Bismil’in gençleri,

dünya sizi duysun isterim.

Siz, alın terinden tarih yazan bir nesilsiniz.

Bir elinizde kalem, bir elinizde inanç var.

Ve ben bilirim,

sizden yükselecek her ses,

adaletin sesi olacak.

Bir gün, Dicle kıyısında kurulacak bir okulda

bir çocuk tahtaya “Birlik” kelimesini yazacak —

ve o an, tarih bir sayfasını yeniden çevirecek.

O çocuk belki fakir olacak,

ama kelimesi zengin, kalbi cesur olacak.

İşte o kalp,

Bismil’in gerçek hazinesidir.

Bismil’in geleceği,

fabrikalarda değil, insanında.

Taşında değil, düşüncesinde.

Ve ben inanıyorum:

Bir gün bu şehir,

sadece haritalarda değil,

yüreklerde yer edecek bir sembol olacak.

Ey Bismil’in halkı,

birlikte kurulan yarınlar kalıcı olur.

Birlikte yürüyen yollar hiç bitmez.

Ve siz bir arada olduğunuz sürece,

her sabah bir zaferdir,

her akşam bir şükür.

Bugün dik durun,

çünkü yarın size ihtiyaç duyan çok olacak.

Bismil’in sesi, artık bir halkın değil,

bir ülkenin umudu olacak.

Ey Bismil’in insanı,

senin yüreğin, tarihin en derin çağlarından beri atıyor.

Senin ellerin, bu toprağın alın teriyle yoğrulmuş,

senin gözlerin, umutla bakıyor geleceğe.

Bugün sana sesleniyorum:

Birlikten ayrılma, kardeşliğini koru.

Çünkü birliğin, en büyük hazinen,

kardeşliğin, en sağlam kaledir.

Bismil, sadece bir şehir değil;

bir fikir, bir inanç, bir ruhtur.

Ve o ruh, her bir insanının yüreğinde yaşar.

Ne zaman zor düşerse,

ne zaman fırtına koparsa,

hatırla:

Bismil, her zaman ayağa kalkmıştır,

her zaman doğrulmuştur.

Ben, Mehmet Sebih Altun,

bu toprakların evladı olarak diyorum ki:

Geleceğiniz, ellerinizdedir.

Umudunuz, yüreğinizdedir.

Ve birliğiniz, her türlü karanlığı deler.

Bir çocuk gülümserse, şehir doğar.

Bir kadın dua ederse, toprağa bereket iner.

Bir genç yürürse, yollar sonsuza uzanır.

Ve biz, hep birlikte,

Bismil’i hak ettiği yere taşıyacağız.

Ey Bismil, ey sevgili halkım,

unutma:

Sen yalnız değilsin.

Sen, geçmişin onuru,

bugünün emeği,

ve yarının umudusun.

Toprağın, suyun, rüzgârın sana şahit.

Bu şehir, senin sesindir.

Ve sesin, tarih boyunca yankılanacaktır.

Bismil, senin kalbin durmaz,

senin ruhun susmaz.

Ve biz, hep birlikte,

her karanlıkta ışık olacağız.

….

Mehmet Sebih Altun

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Mehmet Sebih Altun Yazdı: Aydınlığın Sınandığı Yerde Gölgeler Ne Anlatır?

HIZLI YORUM YAP